Ana sayfa THY Euroleague Sertaç Şanlı:”Oynadığımız basketbol NBA takımlarına yakın bir basketbol”

Sertaç Şanlı:”Oynadığımız basketbol NBA takımlarına yakın bir basketbol”

Anadolu Efes'in düzenlediği medya gününde geçen sezon takıma önemli katkılarda bulunan Sertaç Şanlı kendisine yöneltilen soruları yanıtladı.

SertaçŞanlı-1

google-news-abone-olpng

THY EuroLeague ekiplerinden Anadolu Efes’in düzenlediği medya gününde geçen sezon takıma önemli katkılarda bulunan Sertaç Şanlı kendisine yöneltilen soruları yanıtladı.

 

Eurohoops’un Sertaç Şanlı ile gerçekleştirdiği röportaj şu şekilde:

Öncelikle bize vakit ayırdığın için teşekkürler. Geçen yıl harika oynuyordunuz ve EuroLeague’in ve BSL’nin favorileri arasında yer alıyordunuz. Salgın nedeniyle sezonun iptali kararı sizin için ne kadar zor oldu?

– Bizim için tabii ki zordu. Önümüzde şampiyonluk adına çok önemli bir şans vardı ama bu tabii bizim bireysel ya da takım olarak verebileceğimiz bir karar değil. Önümüzde çok farklı durumlar vardı. Neredeyse 3-4 ay basketboldan uzak kalmıştık. Herkes evindeydi. Herkesin de evinde eşit çalışma ortamı yoktu. Kimin ne durumda geleceği, nasıl olacağı da ayrı bir soru işaretiydi. Üç ay ayrı kaldıktan sonra o idman, maç temposunu nasıl yakalayacağımız soru işaretiydi. Bizim için çok ekstra eksi yazacak bir durum olduğunu düşünmüyorum ama yine de çok kötü bir durum, tek takımı değil 16 takımı birlikte düşünmek lazım. Tabii ki çok üzücü. Şampiyonluk favorisi olduğumuz bir sezonun böyle bitmesi çok üzücü. İnşallah bu sezonu yine öyle geçirip şampiyon oluruz.

– Zihinsel sağlığını salgın döneminde nasıl yönettin?

– Kimsenin yaşamadığı, çok zor bir durum. Çok düşünmemeye çalıştık aslında. Evin içinde kapalı kalmak, bizim rutinimizin çok dışında bir durum. Her gün idman, bazen haftanın 3-4 günü yolculuk yapıyoruz. Bazen yeri geliyor evde olmuyoruz. Bu durumdan çıkıp hareketsiz kalmak tabii ki çok zor oldu ama bir şekilde evde çalışarak, kendi formumuzu korumaya çalışarak, ekstra bir şeyler yaparak zihinsel sağlığı korumaya çalıştık.

– Anadolu Efes, neredeyse tüm takımı korudu. Tabii ki bu bir avantaj. Sence Efes’in geçen sezon yaklaştığı başarıya ulaşma şansı var mı?

– Bence evet. Çünkü iki senedir süregelen bir alışkanlığımız var. Bu alışkanlığımızı yaz kampında da gördük, hiç kaybetmeden o kazanma alışkanlığını sürdürebiliyoruz. Durum ne olursa olsun değişmiyor. Bu alışkanlık sayesinde neredeyse herkes kimin ne yapacağını gözü kapalı söyleyebiliyor. Neredeyse bu durumdayız. Bunu korumak çok önemli. Tabii ki CSKA, Maccabi gibi takımlar önemli transferler yaptı. Bunlar çok önemli takımlar. Barcelona inanılmaz para harcadı ama geçen sene de böyle şeyleri konuşuyorduk sezon başında. Efes bence ilk dördün, Final Four’un en önemli adaylarından. Direkt şampiyonluk diyemem, onu söyleyemem çünkü sezon için çok erken ama ben Final Four yapacağımıza inanıyorum. Sezonun ilerleyen dönemlerinde birbirimizi tanımanın getirdiği artılar bize daha da avantaj sağlayacaktır.

– Sence geçen yılki harika performans, bu yıl üzerinizde bir baskı oluşturacak mı?

– Yani negatif bir durum bence oluşturmaz. Çünkü takım kurulduğu ilk sene EuroLeague finali oynadı. İkinci sene beklentiler daha da artmıştı, yine aynı seviyede basketbol oynadık. Hatta EuroLeague finali oynadığımız dönemden daha iyi oynuyorduk, daha çok gelişme göstermiştik. Bu bizim için tabii baskı oluşturuyor ama bu baskı bizi geriye düşürmüyor, aksine motive ediyor. O yüzden üzerimizdeki baskı eksi yönde değil, tamamen artı yönde. Bizi şampiyonluğa iten bir baskı.

– Geçen yıl Ergin Ataman yılın koçu olabilirdi. Kendisi ne kadar talepkar bir koç?

– Ergin abi… Özel bir karakter. Nevi şahsına münhasır bir karakter ve bunu olumlu anlamda söylüyorum. Sahada bizi çok özgür bırakıyor. Bizden ne istediğini söylüyor, bizden istediği şeyi kendi istediği şekilde belirtiyor, bunları yaparak buraya ulaşabilirsin diyor ama size bir özgürlük de veriyor. Başka bir yol da kullanabilirsin diyor. Bu, takımda çok rahatlatıcı bir etki yaratıyor. Gerçekten takım üzerindeki etkisi inanılmaz, son iki senedir herkes görüyor. Takım içinde bazı alanlara katkısı… Geçen sene Bryant Dunston’ın sakatlığında geldi konuştu, daha sonrasında da üzerimize ekstra bir baskı uygulamadı. Belki o dönemde o baskıyı uygulasa geri teperdi, belki başka bir şey olurdu ama bilemiyorum tabii. O baskı alanlarını yönetmeyi çok iyi biliyor. Geçen sene ödülü hak etmişti, umarım bu sene kazanır.

 Geçen sezon Bryant Dunston’ın yokluğunda Tibor Pleiss ile birlikte harika bir iş çıkardınız. Bu konuda ne düşünüyorsun?

– Daha önceki performanslarım ile arasında çok fark var, net bir şekilde söyleyebilirim ama kendimi öne çıkarmaya çalışmadım. Çünkü göz önünde olan zaten bir sürü insan var takımda. Bryant Dunston da bu takımın ilk 5 pivotu. Bu konuda birine hayır desem kimse kabul etmez. Gözle görülür bir şey. Ben ve Tibor geçen sene onun açığını kendi yöntemlerimizle kapatmaya çalıştık. Çünkü onun yaptığı şeyleri aynı kalitede yapamayız. O yüzden kendi yapabildiğimiz şekilde sahada kalarak, ekstra mücadele ederek kapamaya çalıştık. Sağ olsun hem Ergin abi hem de takım arkadaşlarım böyle bir yükün altına girdiğimde çok yardımcı oldular, bana çok büyük destek verdiler. Onlara da çok teşekkür ederim, Ergin abi başta olmak üzere. Beni hiç “Nasıl yaparsın, nasıl yapamazsın?” diye sorgulamadılar, yapmam için teşvik ettiler. Hepsine teşekkür ederim.

– Kendisi geçen yıl birkaç kez Golden State Warriors gibi oynadığınızı söylemişti. Bununla ilgili ne düşünüyorsun? Takım olarak NBA’de oynayabileceğinizi düşünüyor musun?

– Ergin abi demişti ki “NBA takımı gibi oynuyoruz.” “Onlarla baş edebiliriz” demedi. Bence playoff takımları değil de baş edebileceğimiz takımlar vardır. Çünkü oynadığımız basketbol onlara yakın bir basketbol. Hızlı hücum ediyoruz, gelen ilk şutu atmaktan kimse çekinmiyor. Herkes topu potaya atabilecek kalitede oyuncular. Hiç kimsenin şut konusunda çekincesi yok. Kaçırır mıyım diye kimse düşünmüyor. Herkes kazanmaya odaklı. İlk 16 takım değil ama 14 takım arasında belki bir yere girebiliriz.

– Shane Larkin’in geçen yılki performansının EuroLeague tarihinin en iyi performanslarından biri olduğunu söyleyebilir misin?

– En iyisi olabilir. Modern tarihi alırsak bence en etkili performans olarak sayabiliriz çünkü 35 atıyor, 40 atıyor, 45 atıyor, 49 atıyor, öyle gidiyordu… Kaç tane var? İki maçta 10 üçlük, EuroLeague’de var mı? 10 üçlük bir tane biliyorum. Goudelock’ın vardı. Shane, iki kez yaptı bunu. O yüzden bireysel performans olarak modern dönemde en iyisi diyebiliriz. Daha eskilerle karşılaştırmak hem onlara hem de Shane’e haksızlık olur çünkü aynı alan değil ama bence modern dönemin en iyisi diyebiliriz.

– Sence NBA şampiyonu ve final MVP’si kim olacak?

– Bence Lakers şampiyon olur, LeBron da final MVP’si olur. Çok açık, net.

– Hayatında yaparken asla sıkılmayacağın ve kolay sıkıldığın birer şey söyler misin?

– Basketbol oynamaktan sıkılmıyorum. Bu dönemde ne kadar sevdiğimi, ne kadar severek yaptığımı anladım. Basketbol oynamaktan sıkılmıyorum, hatta çok özledim. Yaparken sıkıldığım şey çok var da hangisini söylesem? Beklemek… Bir yolculuğa giderken aktarma olur, uçak ya da otobüs beklenir. Maça çıkarken soyunma odasında beklemekten sıkılıyorum çünkü çıkıp oynamak istiyorum. O yüzden sıkılıyorum soyunma odasında beklerken.

– Bir basketbol maçı oynayıp coronavirüs salgınını bitirebilirsin. Kazanmak için gelmiş geçmiş tüm oyuncular arasından dört takım arkadaşı seçer misin?

– Kesin taraflı davranacağım şu an. Shane, Micic… NBA dahil mi? Oraya girmeyelim gerçi. Chris’i alırım. Ya da şöyle yapalım, kısa 5. Shane, Micic, Furkan, Cedi… Tam bir koş koş takımı olur.

– Dünyadaki sağlık çalışanlarına bir mesaj vermek ister misin?

– Teşekkür ederiz. Sonuna kadar teşekkürler emekleri için. Şu an burada bulunmamızı onların emekleri sağlıyor. Yürekten teşekkür ederim. Diyebileceğim başka bir şey yok. Ne durumda çalıştıklarını sosyal medyadan, haberlerden takip ediyoruz. Ellerine, yüreklerine sağlık.